{"title":"Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Medya ve Kompulsif Çevrimiçi Alışveriş Bağımlılığı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi","authors":"A. Demi̇rel, Metin Gani Tapan","doi":"10.15869/itobiad.1147669","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1147669","url":null,"abstract":"Günümüzde sosyal medya kullanımı çok hızlı bir biçimde artış göstermektedir. Sosyal medya ve diğer çevrimiçi platformlarda fazla zaman harcanması üniversite öğrencileri de dâhil tüm nüfus grupları arasında çevrimiçi bağımlılıklara neden olabilmektedir. Dolayısı ile sosyal medya kullanımının çok yaygın olduğu düşünülen üniversite öğrencilerinde sosyal medya ve alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi önemli bir konudur. Bu sebeple araştırma, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ve kompulsif çevrimiçi alışveriş bağımlılıkları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler bakımından incelenmeyi amaçlanmaktadır. Araştırmada nicel desenlerden korelasyonel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Muğla Meslek Yüksekokulu öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırmaya 413 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği- Yetişkin Formu (SMBO-YF) ve Kompulsif Çevrimiçi Satın Alma Ölçeği (KÇSA) kullanılarak çevrimiçi ortamda Google Formlar vasıtasıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t testi, ANOVA testi ve regresyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, kadınların erkeklere göre sosyal medya ve çevrimiçi alışveriş bağımlılıklarının daha düşük olduğunu göstermiştir. Katılımcıların yaş, çalışma durumu, medeni durumu ve sosyal medya hesap sayısının sosyal medya ve çevrimiçi alışveriş bağımlılıklarını etkilemediği anlaşılmıştır. Çevrimiçi alışveriş yapanların sosyal medya ve çevrimiçi alışveriş bağımlılık düzeylerinin yapmayanlara göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca çevrimiçi alışveriş tercihlerinin, alışveriş sıklıklarının ve indirimleri takip etmenin sosyal medya ve çevrimiçi alışveriş düzeylerini etkilediği görülmüştür. Çevrimiçi alışveriş yapanların yapmayanlara göre sosyal medya ve çevrimiçi alışveriş puanlarının daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Kurumsal alışveriş sitelerini tercih edenlerin sosyal medya ve çevrimiçi alışveriş bağımlılıklarının diğer alışveriş yöntemlerine göre daha düşük olduğu görülmüştür.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"1 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-03-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"128991654","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"The Role of Foreign Banks in The Turkish Banking System After 1980 and their Effects on The Financial Performance of the Sector","authors":"Müjgan Deni̇z, Aylin Hacioglu","doi":"10.15869/itobiad.1232361","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1232361","url":null,"abstract":"It can be stated that for the last quarter century, foreign capital banks have become the essential actors of the global financial markets. Especially, in developing countries, the share of foreign capital banks has reached more than half of the banking sector. Similarly in Turkish economy, foreign capital inflow has increased sharply especially for the last two decades and the ownership status of most of the national private banks has changed by mergers and acquisitions. In addition to that, there is also an increase in the number of new foreign banks which were established and started to operate via getting license from Banking Regulation and Supervision Agency (BRSA) for the last ten years. The aim of this study is to search the effects of foreign capital inflow into Turkish banking sector after 1980s. For this reason in the first place, a general information has bee given about the economic policies and the change in the financial system in Turkey since 1980. Following liberalization policies, intensive foreign capital inflows to the country and its effects on the system and the course of the transformation of the banking sector in the last decades have been evaluated. Also, a variety of performance measurements have been examined during this study. State-owned commercial banks, privately-owned commercial banks and the banks owned by foreign capital have been taken in the scope of this study and the selected ratios/indicators of the relevant banks have been compared with the sector averages. The observations and comparisons have been made mainly on a period of last ten years, between 2009-2019. While the reasons that attract multinational companies and foreign capital banks to the Turkish economy and the financial effects of the increase in the number of foreign capital banks in the sector are discussed, the performances of foreign banks are examined by comparing them with the performances of other public and private banks.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"29 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-03-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"129282153","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Foundations of the Van Local Press From the Ottoman to the Early Republic Period: 1858-1939","authors":"Ergin Sari, Veysal Battal, Ömer Alanka","doi":"10.15869/itobiad.1075212","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1075212","url":null,"abstract":"Osmanlı’nın son dönemlerinde Van’da çok sayıda gazetenin yayınladığı bilinmektedir. Bu anlamda Van kentinde bilinen ilk yerel gazete 1858 yılında yayın hayatına başlayan Ermenice ‘Ardzvi Vasburagan’ (Van Kartalı)’dır. Van’da yayınlanan ilk Türkçe gazete ise 1893’te yayın hayatına başlayan ‘Van’ gazetesidir. Meşrutiyet’in getirdiği basın özgürlüğünden yararlanmak isteyen bazı Osmanlı vatandaşları, Van’da Türkçe, Kürtçe ve Ermenice yayın yapacak ‘İttihat’ ile ‘Mebde-i Feyz’ isimli gazeteleri çıkarmak için girişimlerde bulunmuşlardır. Van’da Ermeniler tarafından 1858’den 1915 yılına kadar 27 Ermenice gazete ve dergi yayınlanmıştır. Aşkhadank (Emek), Van-Dosb (Van Tuşpa), Luys (Işık) bu gazetelerden bazılarıdır. Dönemin önemli gazetelerinden biri de ‘Çaldıran’dır. Birinci Dünya Savaşının başlamasına denk gelen yıllarda büyük zorluklarla yayın hayatını sürdürmeye çalışan Çaldıran gazetesi, Van’ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle 1915 yılının sonlarına doğru yayın hayatına son vermiştir. Bu tarihten itibaren Van’da basın faaliyetleri tamamen bitmiş ve Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk yerel gazete ancak 1937’de yayın hayatına başlayan Yeni Yurd Van gazetesi olmuştur. 1939 yılında yayın hayatına başlayan bir diğer gazete ise Van’dır. Her iki gazete de, dönemin şartları itibariyle, her ne kadar resmi devlet söyleminin dışına çıkmamışlarsa da Van kentinde yerel basın kültürünün oluşmasında önemli roller üstlenmişlerdir. Bu çalışma ile; günümüzde günlük, haftalık ve aylık periyotlarla yayın yapan çok sayıda gazete ve dergi ile oldukça renkli bir görünüme sahip olan Van yerel basınının temellerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Van kentinde ilk basın faaliyetlerinin başladığı Osmanlı devletinin son dönemi ile Cumhuriyet’in ilanından sonra çıkan ilk gazete ve dergiler çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Sözü edilen dönemde yayınlanan gazete ve dergilerin yayın politikaları, sahiplik yapıları ve yayınlandıkları dönemdeki olayları ne şekilde aktardıkları incelenmiştir.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"34 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"115284652","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Banka Bilgi Sisteminin, Yönetim Kararları Üzerine Etkisi: Batman İli Örneği","authors":"Yavuz Elitok, Uyum Elitok, E. Güdelci̇","doi":"10.15869/itobiad.1123805","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1123805","url":null,"abstract":"Günümüzde işletmelerin hedeflerine ulaşabilmeleri, kaynaklarını etkin ve verimli bir şekilde kullanabilmeleri ve bu sayede rekabet üstünlüğü kazanabilmeleri için doğru ve zamanlı bilgiye ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde bilgisayar tabanlı bilgi sistemleri farklı kaynaklardan elde ettikleri verileri zamanlı ve istenilen şekilde sunmaktadır. Bu sayede yöneticilerin doğru kararlar alması mümkün olabilmektedir. Muhasebe bilgi sistemi; finansal muhasebe bilgi sistemi ve yönetim muhasebe bilgi sisteminden oluşmaktadır. Bu çalışmada esas itibariyle dört boyuttan oluşan yönetim muhasebesi bilgi sisteminin ve ilişkili olan diğer değişkenlerin (bütçeye katılım, yetki devri) birbirleriyle ve yönetici performansı ile olan ilişkileri belirlenmeye çalışılmaktadır. Bütçeye katılım tüm kesimler için etkin bir bilgi akışını gerektirmekte, böylece daha iyi kararların alınmasını sağladığı düşünülmektedir. Dolayısıyla bütçeye katılımın yönetim muhasebesi bilgi sistemine ve yönetim performansına etkisi bu çalışmada belirlenmek istenmiştir. Ayrıca yetki devri sayesinde otorite ve sorumluluklar çalışanlar ile paylaşılmakta ve kararlar olayın kaynağında alınmaktadır. Böylece yönetici performansının arttığı düşünülmektedir. Otoritenin ve sorumlulukların tabana yayılması, ancak uygun bilgi akışı ile birleştiğinde yönetim performansının artacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla yetki devri ile yönetim bilgi sistemi ve yönetici performansı arasındaki ilişkide bu çalışmada belirlenmek istenmiştir. Bilgi sistemi gelişmiş olduğu düşünülen bankacılık sektöründe; Batman ili banka şubelerinde çalışmakta bulunan orta seviyedeki yöneticiler bu çalışmanın ana kütlesini oluşturmaktadır. Bu kapsamda Batman ilinde faaliyet gösteren banka müdür, müdür yardımcısı ve şeflerine anket formları dağıtılmış ve 41 adet geri dönüş sağlanmıştır. Çalışma verilerini analizi, az veri ile çalışma imkânı sağlayan ve normal dağılım ön koşulu gerektirmeyen Smart PLS programı vasıtasıyla gerçekleştirilmiş ve yol analizi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda bütçeye katılımın, yönetim muhasebesi bilgi sistemini pozitif yönde etkilediği, aynı şekilde, yönetim muhasebesi bilgi sisteminin yönetsel performans üzerinde pozitif yönde bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ancak yetki devrinin yönetim muhasebe bilgi sistemi üzerine bir etkisi bulunamamıştır. Benzer şekilde bütçeye katılım ve yetki devrinin yönetimsel performans üzerinde herhangi bir etkisi tespit edilememiştir.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"116 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"117202365","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Öğretmen Adaylarının Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimlerinin İncelenmesi","authors":"Cennet Göloğlu Demir","doi":"10.15869/itobiad.1201614","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1201614","url":null,"abstract":"Günümüzde öğretmenler kişisel, mesleki ve kültürel olarak kendilerini sürekli geliştirmek durumundadırlar. Bu gelişimi sağlamak için hizmet öncesi dönemden itibaren yaşam boyu öğrenmeyi hedeflemeleri gerekmektedir. Buradan hareketle bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini incelemek ve bu eğilimleri cinsiyet, sınıf düzeyi, lisansüstü eğitim alma isteği ve bölüm tercih sebebi değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Bu araştırma betimsel araştırma modelindedir. Araştırmada tarama araştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma uygun örnekleme yöntemine göre belirlenen 357 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, Coşkun Diker (2009) tarafından geliştirilen “Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği (HBÖÖ)” ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini belirlemek için betimsel istatistikler hesaplanmıştır. Değişkenlere göre karşılaştırmalarda ise verilerin normalliği sağlanamadığı için parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin düşük olduğu söylenebilir. Erkek öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin kadın öğretmen adaylarına göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Birinci sınıf öğretmen adaylarının sebat puanın ikinci ve dördüncü sınıf öğretmen adaylarına göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri lisansüstü eğitim almak istemeyenler lehine anlamlı bir farklılık göstermektedir. Son olarak bölümü “istihdam ve çalışma koşullarını” dikkate alarak seçen öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri “diğer” nedenlerle seçenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, eğitim fakültelerinde dersler ve ders dışı eğitim faaliyetleri ile öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin geliştirilmesi yönünde öneriler sunulmuştur.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"6 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"114760069","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Fuzûlî’de Ölüm ve Sonrası","authors":"Yaşar Türkben","doi":"10.15869/itobiad.1198211","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1198211","url":null,"abstract":"Ölüme dair duyulan korku ve endişeler hemen hemen her toplumun şairleri, düşünürleri, filozofları tarafından dile getirilmektedir. Septikler gibi ölüm korkusuna farklı çözüm önerileri getiren kimseler olmakla beraber, dinler ve filozoflar insanın ölümden sonra da bir şekilde var olacağını iddia etmişlerdir. İslam düşüncesinde insanın ölümden sonra ebedi bir ahiret hayatıyla karşılaşacağı anlayışı hâkimdir. Ancak bu hayatın mahiyetinin ne olacağı hususunda görüş ayrılıkları mevcuttur. Tartışma daha çok ruhun mahiyeti, yeniden diriliş ve bu dirilişin ne şekilde olacağı konularında yaşanmaktadır. Ruhun mahiyeti konusunda İbn Sînâ ve takipçileri, ruhu basit bir cevher gördüklerinden onun beden ölse bile var olmaya devam edeceğini ileri sürmektedir. Bazı kelamcılar ise, ruhu latif bir cisim olarak düşünmekte, insanın ölümüyle birlikte onun da yok olacağını, ebedi hayatın ancak yeniden dirilişle mümkün olacağını iddia etmektedirler. Bu çalışmada büyük Türk şairi ve düşünürü Fuzûlî’nin ölüm ve ötesine dair düşüncelerini ele alacağız. Fuzûlî, bir şair olarak ölümü ele almaktadır. O dünya hayatının gelip geçici olduğunu, gaflete düşüp ölümü unutmamak gerektiğini vurgulamaktadır. Filozofların tartışma konusu yaptıkları ruhun mahiyeti hususunda büyük ölçüde İbn Sînâ gibi ruhun bağımsız bir cevher olduğu anlayışını benimsemektedir. Ancak ahiret hayatının cismani de olması gerektiğini belirterek ondan ayrılmaktadır. Fuzûlî düşüncelerini akli ve nakli delillerle temellendirmeye çalışmaktadır.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"106 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"116388916","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Kur’an Tilavetinde Usul ve Esaslar","authors":"Yasin Çeti̇nkaya","doi":"10.15869/itobiad.1197705","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1197705","url":null,"abstract":"Mustafa Kılıç, Kur’an Tilavetinde Usul ve Esaslar adlı eserinde Kur’ân okunuşu esnasında okuyucunun yaptığı hatalar ve bu hataların giderilmesi adına hangi yolların izleneceğini aktarmıştır. Yazar eseri iki ana bölümden oluşturmuş, ilk bölümde okuyucunun konuyu daha iyi anlayabilmesi adına “harfler” konusundan başlamıştır. Ardından mahreç, sıfat ve lahn konularıyla, sonrasında gelecek bölüm için alt yapı oluşturmuştur. Bu sırada geçmişten günümüze kadar Kıraat âlimlerinin belirlediği bazı okuyuş hatalarını ele alarak bunların izahını yapmıştır. Bu izahların hemen ardından hataların sebeplerini ve çözüm yollarını Kur’ân’dan örnek ayetlerle izah etmiştir. Genel olarak kültürümüzde tecvit denildiğinde ârızî sıfatlara indirgemek gibi bir yanlışın olduğu fakat bundan daha elzem olan mahreç ve lâzımî sıfatlar konusu olduğunun altını çizmiştir. Ve yine sıfat ve mahreç konusunun Kur’ân’ı doğru okuma noktasında ilk sırada yer aldığının altını çizmektedir. Yazarın bu konu üzerinde çokça durma sebebi tilavetin ibadet boyutuna da etki etmesidir. Nitekim yazar önsözün ilk cümlesinde: “Tilaveti ibadet olan Ku’ân’ın doğru okunması da önem arz etmektedir.” diye izah etmektedir. Teorik bilgileri anlaşılabilecek sadelikte anlatan yazar, ardından pratik yapma esnasında çokça yapılan hatalar üzerinden nüanslar vermiştir. Ardından Arap dilindeki harflerin sayısındaki ihtilaflara varıncaya kadar birçok konuyu izah etmiştir. Ortaya konulan ihtilaflar konusunda yazar genel kabul görenlerin yanında çok az taraftarı olan görüşleri dahi zikretmiştir. Tabi bunları zikrederken ihtilaf konularında savunulan görüş ve bu görüşe karşı olan alimlerin görüşlerini sarih bir şekilde ortaya koymuştur. Diğer taraftan yazar Kur’ân tilaveti sırasında “temsili kıraatin” önemine vurgu yapmaktadır. Tabi bunların hepsi bir araya geldiği zaman bir usul oluşacağı, bu usulün ise “fem-i muhsin” kişi olan hocadan alınması gerektiğini belirtmiştir. İkinci bölüm ise her harfin tüm yönüyle tanıtımı yapılmaya yapımlı ve bu konuda büyük başarı sağlanmıştır. Oluşturulan tablolar sayesinde ise okuyucunun daha rahat anlamasını hadeflemiştir. Dolayısıyla bu kitap, izlediği metot, kapsamlı içeriği ve sonuçları bakımından literatüre önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu değerlendirmede, Kılıç’ın Kur’an Tilavetinde Usul ve Esaslar isimli çalışması yöntem ve içerik olarak ele alınmış, yazarın yorumları ve ulaştığı sonuçlar incelenmiştir.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"95 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"126192003","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Geleceğin Okulu: Okul Müdürlerinin Görüşlerine Göre Fenomenolojik Bir Çalışma","authors":"Meral Halisdemir, Hanifi Parlar, M. Çetin","doi":"10.15869/itobiad.1072781","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1072781","url":null,"abstract":"Hızla küreselleşen dünyada değişimi yöneten eğitim kurumları sürekli devinim ve dönüşüm içindedir. Yeni öğrenme teknolojileri ve stratejileri, internette e-öğrenme ve sanal gerçeklik de dahil olmak üzere yenilikçi düşünme yaklaşımı eğitimin çehresini değiştirmektedir. Uluslararası etkileşimi dikkate alan farklı öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayabilen okullar giderek ön plana çıkmaktadır. Bu çalışma günümüz koşullarından yola çıkarak okulların yakın gelecekteki durumunu öngörmeyi amaçlamaktadır. Geleceğin okullarının nitelik ve nicelik açısından nasıl olması ve/veya tasarlanması gerektiği ile ilgili yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmış ve bu sorular İstanbul’da görev yapmakta olan 15 okul müdürüne yöneltilmiştir. Araştırma, okul müdürlerinin görüşlerinden yola çıkmakta ve elde edilen verilerle yakın geleceğin okullarına dair öngörülerde bulunmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji desenine göre planlanan çalışmada fenomenoloji felsefesinden yola çıkılarak katılımcı görüşleri doğrultusunda konunun “öz”üne inilmek istenmiştir. Bu doğrultuda araştırmanın veri toplama aracı olarak tematik yapı belirleme formu hazırlanmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA 2020 programında çözümlenmiş ve içerik analizi türlerinden frekans analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucu geleceğin okullarının vizyon ve misyonun “iyi insan yetiştirme” üzerine odaklanmasını, müfredat ve programlarının kişiye ve bölgelere göre hazırlanması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Bunlara ek olarak kişisel gelişimine yatırım yapan eğitimcilerin gelişmiş bir okul kültürü yaratmadaki rolüne ve iyi tasarlanmış okul kampüslerine duyulan ihtiyaca vurgu yapılmıştır. Bu çalışma bugünün gerçek eğitim aktörlerinin görüşleri ve öngörüleri sayesinde gelecekte tercih edilecek en yüksek olasılığa yönelmektedir. Bu yönelimin hareket noktası ise eğitim sisteminin zayıf noktalarıdır. Buradan yola çıkarak düzenlenmesi gereken alanlara da değinilmiş ve geleceğe dair öngörülerde bulunulmuştur. Ayrıca geleceğin okulunun her açıdan -fiziki ve teknolojik bakımdan, öğretmen, öğrenci, lider ve politikacılar açısından ve müfredat bazlı- değerlendirdiği için ülkemizin eğitim politikasına katkı sağlaması umulmaktadır.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"1 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-30","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"130447205","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Küllî Aşkın Merkezinde Mecâzî A-şkın Simge Olması: Mevlânâ Örneği","authors":"Sevda Aktulga Gürbüz","doi":"10.15869/itobiad.1151578","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1151578","url":null,"abstract":"Aşk tasavvuf edebiyatında ilâhi ve mecâzî olarak genişçe yer bulan bir kavramdır. Mevlânâ, aşkın farklı türevlerinden yola çıkarak mecâzî aşkı hakikî aşka vesile görmektedir. Mecâz, ilâhi sevginin aracı olduğundan Mecnun’da olduğu gibi ilâhi nur ve güzelliğe dönüşebilir. Dolayısıyla mecâz olarak zikredilen fani aşk; mâşûka ulaşınca gizemini kaybetse de hakiki aşka vasıtadır. Gönül kapısından aklı değerlendiren Mevlânâ için cüz’î akıl, aşkın sırları ve hakikatini açıklama hususunda yetersizdir. Gönüllerinde aşk derdi olanlar çeşitli arayışlarla hakîkate ulaşmaya çalışmaktadır. Mevlânâ, olgunlaşma merhalelerini açıklarken; çileyi olgunlaşma, cezbeyi yakınlaşma, muhabbeti ise kurtuluş kapısı olarak zikretmektedir. İlâhi sevgi hakîkat râyihası olmakla beraber insan bu kokuyu özellikle cüz’iyyatta arayıp durmaktadır. Bu arayış mâşukunda yok olan pervanenin ateşte yanarak ateş olması gibi vuslatı değil aşkın kendisini sevdirir. Mecâzî aşkın şehvet ve arzuların aracı olmasından öte yüksek değer ve gaye olduğunu ifade eden Mevlânâ, ilâhi aşkı beşeri aşkla iç içe betimlemektedir. Samimi ve mükemmel beşeri aşkla Hakk’a ermek ve ilâhi aşka ulaşmak, Bir’den başka bir şeyin görülmeyeceği kemâlattır. Mevlânâ’nın betimlemelerinde kemâle erdiren bu aşk tasavvuf edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Allah’ın yarattığı güzellik kullarında tecelli etmektedir. Bundan dolayı Mevlânâ’nın “Aşk ister maddi varlıklara yönelik olsun, isterse ötekilerine, bil ki o seni O’na erdirecektir” sözü, âşığın Hakk’a ermesinin, mecâzî aşkın hakikatinin köprüsü olduğunun göstergesidir. Mevlana'ya göre aşk, ezelde olan ve ebediyette olacak olan bir metafiziksel bir tecrübe ve evrenin oluşumunu sağlayan tek hâldir. Ancak bu aşkın önündeki engel cüz’î aklın nefsin girdabına düşmesidir. Cüz’î akıl karışık ve taklitten ibaret olduğu için noksandır ve ilâhi aşkı anlamada problem teşkil etmektedir. Bu çalışma, âşıkların çile dolu hayatlarında karşılaştıkları her zorluğa rağmen maşukta yok olup gitmelerinin süreç ve imkânını Mevlânâ anlayışı açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"23 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-30","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"125111606","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"Diriliş Şairi Sezai Karakoç’un İdeasında İslâm Devleti","authors":"M. Cengiz","doi":"10.15869/itobiad.1190824","DOIUrl":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1190824","url":null,"abstract":"Denilebilir ki Sezai Karakoç’un diriliş ideası; medeniyet, millet ve devlet üçlüsünün terkibi üstüne kuruludur. Biri peygamberler medeniyeti, diğeri de şeytanlar medeniyeti olarak medeniyeti iki kısma ayıran Karakoç’a göre gerçek medeniyetin yeri bugünkü Ortadoğu’dur ve bu medeniyetin tek devamcısı, tek varisi de İslâm medeniyetidir. İslâm medeniyetinin temeli ise dindir. Karakoç’a göre İslâm medeniyetinin toplumunu İslâm milleti oluşturur. Irk ve dil esasına dayalı olmayan İslâm milleti, yani Müslümanlar sadece bir ümmet değildirler, aynı zamanda bir millettirler. Ümmet, millet kumaşının iç tarafıdır. Başka bir ifadeyle millet, İslâm toplumunun objektif, ümmet ise sübjektif ifadesidir. Medeniyet ve milletle iç içe olması gereken üçüncü koruyucu güç ise devlettir. Sezai Karakoç’un ideasında devlet; adalet, fazilet, hakikat, emanet, meşveret, medeniyet, erdem, sulh ve ekonomi temellerine sahip İslâm devletidir. Zira ona göre Müslümanların tümünü bir maden gibi eritip bir tek devlet ve millet çıkaracak olan tek güç İslâm’dır. Tarihte Kur’ân’ın adalet anlayışına uygun ve insanların mutluluğunu sağlayan ideal devletin önce Hz. Peygamber (s.a.s.), sonra da halifelerin yönetiminde tecelli ettiğini ifade eden Sezai Karakoç’a göre günümüzde İslâm dünyası da ırk, âdet, dil ve mezhep farklarını bir kopuş sebebi olarak kabul etmeyerek ve yüce insanlık prensipleri olan İslâm idealiyle dopdolu olarak Afrika’nın Batısından Asya’nın doğusuna kadar bütün Müslümanları çevreleyen üstün devlet idealini gerçekleştirmek zorundadır. Karakoç, İdealize ettiği devletin ırk veya sınıf devleti olmadığı gibi, politik, ekonomik karakterli veya güvenlik sağlayıcı karakterli de olmadığını; güven, denge ve barış sağlayıcı gibi destekleyici karakterlere sahip olmakla birlikte ana karakterinin İslâm idea devleti olduğunu vurgulayarak açıklar. Son olarak denilebilir ki tasvir edilen ideal devletteki tüm saygı/sevgi düzenine rağmen toplum düzenini bozanlara yönelik olarak hukukun devreye girmesi gerekmektedir. Sezai Karakoç’a göre bu hukuk, İslâm hukukudur. Zira ona göre İslâm hukuku, cezanın suç cinsinden olması gibi kesin ve keskin prensipleri içinde barındırması ve temel ilkelere sahip bir hüviyette olması sebebiyle en karmaşık toplum düzenlerinde bile uygulanma imkanına sahiptir.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"37 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-29","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"125521111","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}