Felsefe DünyasıPub Date : 2023-04-25DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1183356
Eda Hayri̇oğullari, Yavuz Kiliç
{"title":"Leibniz's Labyrinth of Freedom","authors":"Eda Hayri̇oğullari, Yavuz Kiliç","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1183356","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1183356","url":null,"abstract":"Leibniz’e göre özgürlüğün iki anlamı ve üç koşulu vardır. Özgürlük hem sınırlamanın hem de zorunluluğun yokluğu anlamlarına gelir. Kendiliğindenlik, olumsallık ve akıl ilkeleri ise özgürlüğün gerekli koşullardır. Literatürde ağırlıklı olarak bu üç koşulun ayırt etme gücü tartışılmış, özgürlüğün koşulları ve anlamları arasındaki ilişkinin doğası sorunuysa aynı düzeyde ilgi görmemiştir. Bu çalışmada öncelikle özgürlüğün üç koşu incelenecek ve bu koşulların özgürlüğün iki anlamıyla bağlantıları ortaya konulmaya çalışılacaktır. İkinci olarak, Lebiniz kendi dizgesinde özgürlüğün her iki anlamıyla da yeri olduğunu gösterdiğine inanır. Öncelikle özgürlük sınırlamanın yokluğu olarak ele alındığında, önceden kurulmuş uyum ilkesi gereği dizgede tözler arasında hiçbir etkileşime, dolayısıyla belirlenime izin olmadığından özgürlüğün maksimum düzeye çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır. Fakat özgürlüğü ikinci anlamıyla, zorunluluğun yokluğu olarak düşündüğümüzde ise neredeyse tam tersi; minimum seviyede özgürlük durumu ortaya çıkar. Leibniz’in ontolojisinde tanrının en iyi ilkesine göre olası dünyalar arasından seçip; yeter sebep ilkesiyle birbirine bağladığı olaylar serisi olarak yarattığı dünyada katı bir zorunluluk hâkim görünmektedir. Leibniz bu sorunu, zorunluluk ve kesinlik arasındaki ayrımı vurgulayıp, farklı zorunluluk türleri tanımlamak gibi pek de kabul görmemiş girişimlerle aşmaya çalışır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"93 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-04-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"114876615","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Felsefe DünyasıPub Date : 2023-04-25DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1257700
Lokman Çi̇li̇ngi̇r
{"title":"DÜŞÜNCE DENEYLERİNİN DOĞASI VE İŞLEVİ","authors":"Lokman Çi̇li̇ngi̇r","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1257700","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1257700","url":null,"abstract":"Tasavvur edilen senaryolar aracılığıyla bilimsel araştırmalarda olduğu kadar pratik yaşamda da karşılaşılan temel sorunları çözmemize kılavuzluk eden zihinsel etkinliklerin bütününü düşünce deneyi olarak adlandırabiliriz. Düşünme deneyleri, düşünmeye teşvik eden, eleştiriye zemin hazırlayan, farklı görüş açılarını besleyen, araştırma ve eylem ölçütleri geliştiren, sınırlar çizen, olası sonuçları tartan bir işleve sahiptir. Onlar bilimin ve felsefenin uzun tarihlerinde önemli bir rol oynamış; özellikle bilimsel devrimler döneminde belirleyici bir niteliğe bürünerek bütün kuramları şekillendirmiştir. Bu durum modern bilimin başlangıcı ve yirminci yüzyılın başındaki bilimsel altüst oluşlar için ziyadesiyle geçerlidir. Düşünce deneyleri bilim tarihinde olduğu kadar bilim felsefesinde ve epistemolojide de merkezi bir konuma sahip olmuştur. Ancak düşünce deneylerinin önemli bir kısmı, en azından ilk bakışta, olgusal bilgiyi tecrübi (laboratuvar tekniğine dayalı) değil de a priori şekilde tasarlama olanağı olarak kabul edildiğinden, deneyci ekolden gelen çoğu bilim felsefecisi düşünce deneylerinin “deney” statüsünü kuşkuyla karşılamıştır. \u0000Bilimsel sahada olduğu kadar felsefi sahada da düşünce deneylerine sıkça başvurulur. Hiçbir teknik veya yöntem felsefi ilgiye sahip olmayan insanları eleştirel felsefi bir atmosfere sokmak ve pratik felsefenin sorunlarını tanıtmak için düşünce deneyi kadar uygun ve etkili değildir. Platon’un Devlet’indeki “Gyges’in yüzüğü” efsanesinden, Rawls’ın Bir Adalet Kuramı’ndaki “bilgisizlik peçesi”ne kadar düşünce deneyleri felsefede ama özellikle etik tartışmalarda eylem ilkelerini belirleyici bir işleve sahiptir. Hatta Kant'ın kategorik buyruğunun, somut karar verme durumlarına uygulanması istenilen bir düşünce deneyi modelini andırdığı söylenebilir. Burada amacımız hem bilim hem de felsefe açısından bu denli önemli olan ve son dönemlerde eğitim sahasında da sıkça başvurulan düşünce deneylerinin doğasını ve işlevini aydınlatmaya çalışmaktır. Böyle bir çalışma aynı zamanda bilim ve felsefe sahasında kullanılan düşünce deneyleri arasında bir benzerliğin veya etkileşimin olup olmadığı sorusunu da yanıtlamamızı mümkün kılacaktır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"67 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-04-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"130682342","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Felsefe DünyasıPub Date : 2023-04-16DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1282276
Nur Betül Atakul
{"title":"Levinas Against Levinas","authors":"Nur Betül Atakul","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1282276","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1282276","url":null,"abstract":"Emmanuel Levinas çağdaş Fransız felsefesinin en önemli isimlerinden biridir. Onun düşüncesi neredeyse bütün bir Batı felsefesine meydan okur ve etiği ilk felsefe olarak kabul ederek ontoloji temelli, özne/bilinç merkezli felsefeyi karşısına alır. Bununla birlikte Levinas, yalnızca ontolojiyi “ilk felsefe” kabul eden bütün bir felsefe geleneğini eleştirmekle kalmaz aynı zamanda Batı felsefesi içerisinde geliştirilmiş bütün etiklere karşı da eleştirel bir tutum sergiler. Çünkü onun felsefesinde özne üzerinden kurulan bütün ahlak teorileri bir kenara bırakılarak, Başka ve Başka’nın yüzünde (suretinde) gün yüzüne çıkan buyruğun kuruculuğu vurgulanır. Etik belirli değerler hiyerarşisini, erdemlerin üstünlüğünü ya da yasayı yücelten bir felsefi uğraş olmaktan öte, öznenin tahakkümünü kıran, onu Başka karşısında güçsüz kılarak yeniden kuran temel uğraş olmaya yükselir. Başka’nın yüzünde, özneye seslenen buyruk “Öldürmeyeceksin!” diyerek özneyi Başka’nın bütün sorumluluğunu üstlenmeye davet eder. Levinas’ın asimetrik etiği ötekini düşünmek adına oldukça sarsıcıdır. \u0000 \u0000Bununla birlikte Levinas bir Talmud yorumcusudur. Felsefi eserleri ile Yahudilik ve Talmud üzerine kaleme aldığı eserlerini ayırsa ve hiçbir zaman felsefi yapıtlarında dini temellendirmelere başvurmasa da onun düşüncesinde Yahudiliğin etkilerini görmemek mümkün değildir. Bu ikili entelektüel kimlik Levinas’a dair önemli bir sorgulamayı da gündeme getirir: Başka’nın önceliğini savunan ve tüm felsefesini buradan hareketle kuran Levinas’ın İsrail devletinin kuruluşuna ve İsrail’in Başka’sı olan Filistin halkına karşı amansız tutumuna bakışı nasıldır? Burada bu sorunun yanıtını ararken Levinas’ın etiğini kadim bir sorunun ışığında test etmeye çalışacağız: Acaba teorik manada çok iyi bir biçimde kurgulanmış bir etik, pratik-ahlaki planda tam manasıyla karşılık bulabilir mi? Yoksa teori pratikle sınandığında başarısız olmaya mahkûm mudur?","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"171 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-04-16","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"132104902","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Felsefe DünyasıPub Date : 2023-01-18DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1122722
Mustafa Efe Ateş
{"title":"The Epistemological Status of Thought Experiments: A Comparative Study on Galileo's Pisa Experiment","authors":"Mustafa Efe Ateş","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1122722","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1122722","url":null,"abstract":"Düşünce deneylerinden beklenen şeylerden biri de mevcut bilgimizi test etmesi ya da bilgimizi artırmasıdır. Ancak adından da kolayca anlaşılacağı gibi, yalnızca düşüncede yürütülen böyle bir deney, örneğin bize ne şekilde yeni bir bilgi sağlayabilir? Bu zamana kadar söz konusu soruya, bilim felsefesi literatüründe, başlıca beş temel yanıt verilmiştir. Bu makalede, tüm bu yaklaşımların -Platoncu yaklaşım hariç- ortak bir varsayımını ele alacağım. Bu varsayıma göre düşünce deneylerinin tüm yönlerini açıklayabilecek kapsayıcı bir teori bulunmaktadır. Düşünce deneylerinin doğasına ilişkin bu tekçi varsayım, en azından iki yönden oldukça sorunlu görünmektedir. İlk olarak, belirli bir düşünce deneyinin tek bir yaklaşımla açıklanamayan yönleri bulunmaktadır. İkincisi, şimdiye kadar önerilen yaklaşımlar tüm düşünce deneylerini açıklayamamaktadır. Bu iddiaları temellendirmek ve bahsedilen yaklaşımların eksikliklerini belirtmek için Galileo’nun ve Darwin’in öne sürdüğü düşünce deneyi örneklerini ele alacağım. Son olarak çoğulcu bir yaklaşımın düşünce deneylerinin doğasını açıklamada çok daha uygun bir çerçeve sağladığını öne süreceğim.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"48 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-01-18","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"116589163","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Felsefe DünyasıPub Date : 2023-01-12DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1183304
M. S. Özkan
{"title":"Fârâbî’de İlk Akıl’dan Erdemli Birleşmiş Milletlere","authors":"M. S. Özkan","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1183304","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1183304","url":null,"abstract":"Fârâbî, İslam düşüncesinde siyaset bilimi ve siyaset felsefesinin kurucusudur. O, siyaset bilimi ve felsefesini metafizik bir temel üzerinde inşa etmiştir. Bu disiplinlerdeki görüşlerini Etkin Akıl üzerinden İlk Akl’a bağlamıştır. Etkin Aklı ayüstü ve ayaltı alemleri birbirine bağlayan aşkın özne olarak değerlendirmiştir. Ayaltı alemdeki en yetkin olumsal varlık olan insan Etkin Akıl aracılığı ile ayüstü aleme erişmekte ve akli ilkeleri kavramaktadır. Akılsal ilkeleri ise ancak potansiyel akıl seviyesinden kazanılmış akıl düzeyine ulaşanlar kavrayabilir. Fârâbî’ye göre peygamberler ileri düzeyde gelişmiş hayal gücüyle filozoflar da akıl gücüyle Etkin Akla ulaşıp ondan bilgi edinmektedirler. Filozoflar kazanılmış akıl gücüyle akılsal ilkeleri kavradıklarından ahlaki erdemleri ve hukuksal normları doğrudan kavrarlar. Ancak böyle bir yetkinliğe sahip olan filozof toplumların kurucu önderi olabilir. Kurucu önder ve ardılları Etkin Akıl ile bütünleşerek akli ilkelere ulaştıklarından evrensel doğrulara vakıf olurlar. Onlar bu sayede küçük, orta ve büyük toplumları gerçek mutluluğa ulaştırırlar. Gerçek mutluluğun ne olduğunu bilen ve ona göre yaşayan toplumlar erdemli toplumlardır. Fârâbî, erdemli toplumları küçük, orta ve büyük toplum olarak üçeve ayırarak inceler. Küçük toplum şehir, orta toplum erdemli şehirlerin oluşturduğu millet ve büyük toplum da erdemli milletlerin oluşturduğu birliktir. Fârâbî, en yetkin toplum olarak erdemli birleşmiş milletler olduğunu söylemiş, açık ve seçik bir şekilde birleşmiş milletler fikrini ileri sürmüştür.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"27 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-01-12","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"131011363","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Felsefe DünyasıPub Date : 2022-12-13DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1184123
Lokman Çi̇li̇ngi̇r
{"title":"PROTAGORAS: HER ŞEYİN ÖLÇÜSÜ İNSAN","authors":"Lokman Çi̇li̇ngi̇r","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1184123","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1184123","url":null,"abstract":"“Her şeyin ölçüsü insandır” [ölçü-insan/homo mensura] deyiminin epistemik bir tespitten ziyade ahlaki bir buyruk gibi insan zihnini sarsan ama aynı zamanda insani tevazudan uzaklaştıran bir tınısı vardır. Protagoras’ın bu sözle neyi kastettiği üzerine sayısız yorumlar yapılmıştır. Ancak kesin olan bir şey var ki, düşünce tarihinde ilkin bu ifadeyle mantıksal bir zeminde insanın kendiyle arasına radikal bir mesafe koyarak ölçünün mercii konumuna yükselmesi mümkün olmuştur. Böylece insan kendini, dolayısıyla bizzat düşünceyi esaslı bir şekilde felsefi eleştirinin konusu kılmıştır.\u0000Protagoras, İyonya felsefesinin hükmettiği, yani Miletli doğa filozoflarıyla başlayan ve Elea ekolüyle devam eden süreçte mitsel yaklaşımla köklü bir kopmanın yaşandığı bir atmosferde Abdera’da dünyaya gelir. Değişen tarihsel ve toplumsal şartlar entelektüel çabanın doğadan insana yönelmesini kaçınılmaz kılar. Zira, doğa filozoflarının fenomenal dünyası ve bu dünyanın varsayılan ilke ve ölçüsü artık insan doğasını ve değerler sahasını açıklamada yetersiz kalır. İşte Protagoras’ın ölçü-insan önermesi varlıktan, bilgiye ve bütün değerler alanına değin izdüşümleri olan köklü bir entelektüel dönüşümün parolası olur. Bununla birlikte ölçü olan insanın birey mi yoksa tür mü olarak alınması gerektiği Protagoras ile Sokrates arasında başlayan ve günümüze değin devam eden kadim bir tartışmaya yol açar. Bu yazının asıl amacı ölçü-insan önermesi temelinde başlayan bu tartışmanın temel iddialarını gözden geçirerek, önermenin asıl vurgusunu ortaya çıkarmaya çalışmaktır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"119 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-13","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"123473319","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Felsefe DünyasıPub Date : 2022-12-13DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1184439
Y. Akbay
{"title":"ARİSTOTELES’E MUHTEMEL KATKILARI BAKIMINDAN SOKRATİK EPAGOGE KULLANIMLARI","authors":"Y. Akbay","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1184439","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1184439","url":null,"abstract":"Bu makalede Sokrates’in epagoge terimini mantıksal açıdan hangi tür akıl yürütme yöntemi olarak kullandığı üzerine gelişen modern tartışmalar ikincil literatür üzerinden karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Robinson, Santas ve McPherren gibi bazı isimler Aristoteles’in epagoge (tümevarım) kullanımını da içeren geniş bir yorumun Sokrates’te bulunabileceğini iddia ederler. Bu yönüyle onlar tümevarımın ilk kez Sokrates tarafından ortaya koyulduğu iddiasını savunurlar. Diğer taraftan Guthrie, Vlastos ve Ausland gibi bazıları Sokrates’in epagoge kullanımını Sokratik çürütmelerin bir bileşeni olarak Aristoteles’in kullanımını kapsamayan alternatif yönden değerlendirirler. Filozofun epagoge kullanımını net bir biçimde Aristoteles’in tümevarım anlayışından ayrıştırırlar. İlk gruptakiler Platon diyaloglarını ve çeşitli akıl yürütme formlarını öncelerken, ikinciler Ksenophon gibi Sokrates’in diğer takipçilerinin eserlerindeki ve terimin diğer Sokrates öncesi metinlerdeki kullanımlarını ön plana çıkarmaktadırlar. Çalışmada öncelikle iki grubun analizlerine yer verilecek, sonrasında Sokrates’in epagoge kullanımlarının Aristoteles’e olan muhtemel katkıları Ross, Von Fritz ve Helmig gibi Aristoteles uzmanlarının tespitleriyle tamamlanacaktır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"165 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-13","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"116000767","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}