{"title":"YAYICI & YAYINCI DİLEMMASI: YAPAY ZEKANIN OLUŞTURDUĞU HABERİN TELİFİ","authors":"Nurullah Enes Süheyl Belada","doi":"10.47136/asbuhfd.1387359","DOIUrl":"https://doi.org/10.47136/asbuhfd.1387359","url":null,"abstract":"Basın yayıncılarının ilk çıkan gazeteden beri hukuki koruma talepleri karşılıksız kalmıştır. Haberin dijital mecralara geçmeye başlaması ile bu talepler artmıştır. Zira artık internetin kapı bekçisi durumundaki Google ve Facebook(META) gibi küresel şirketler internette haberin yayıcısı konumuna gelmişlerdir. Geldikleri bu konum itibariyle tiraj ve reklam geliri anlamında kan kaybeden basın yayıncıları, yapmış oldukları yatırımların korunması için yayınları üzerinde talep ettikleri hukuki koruma konusu yeniden gündeme gelmiştir. Ancak tarihten bu tarafa haberin telifi ilk defa karşılıksız kalmayarak Avrupa Birliği tarafından bir yönerge ile hukuki kapsam içine alındı. Artık basın yatırımcısının da bağlantılı hak sahibi olarak değerlendirildiği günümüzde yapay zekanın konumu bir kez daha soru işaretleri doğurmaya başlamıştır. Çünkü hem basın yayıncılarının haber metni oluşturmalarında hem de dijital haber yayıcılarının haber derlemelerinde ve snippet oluşturmasında yapay zeka kullanılmaktadır. \u0000 \u0000Yapay zekanın ürettiği haberin ya da kategorize ederek tüketiciye sunduğu haber metinlerinden doğan hakların kim tarafından kullanılacağı konusunda dünyadaki yasalar, yargı kararları ve doktrin araştırılarak karşılaşılan hukuki sorunlara uygun çözüm yollarının araştırılması amaçlanmıştır. Basın yatırımcısına getirilen bağlantılı hakların yapay zekanın ürettiği haber metinlerini hangi şekillerde etkileyeceği ve bunlardan doğan hakların kim tarafından kullanılacağı da makalemizin konusunu oluşturmaktadır.","PeriodicalId":513636,"journal":{"name":"Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi","volume":"12 9","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2024-06-04","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"141387942","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"İDARİ KOLLUK-ADLİ KOLLUK AYRIMI BAĞLAMINDA NORVEÇ POLİSİ VE SİVİL DENETİMİ","authors":"Melikşah Çırakoğlu","doi":"10.47136/asbuhfd.1465757","DOIUrl":"https://doi.org/10.47136/asbuhfd.1465757","url":null,"abstract":"İdari kolluk-adli kolluk ayrımı, idare hukukumuz bakımından güncelliğini koruyan bir meseledir. Zira konuya ilişkin çeşitli görüşler ileri sürülmesine ve kolluğa ilişkin temel kanunlarımızda bu ayrıma yer verilmesine rağmen, teşkilat bakımından söz konusu ayrımın uygulanmadığı görülmektedir. Bu konu hakkındaki tartışmalara katkı sağlanması amacıyla, daha önce hukukumuzda incelenmemiş olan Norveç Polis Teşkilatı ele alınmıştır. Ülkemizle benzer şekilde, Norveç polisinde de teşkilat bakımından adli-kolluk idari kolluk ayrımı yapılmamaktadır. Polis savcılığı kurumuna yer vermesi ise, Norveç örneğini ülkemizden ayırmaktadır. \u0000Ülkemizdeki kolluk hizmetleri bakımından aktüel olan bir başka konu ise Kolluğun Sivil Denetimidir. Söz konusu kavram, ülkemiz hukuk sistemi açısından oldukça yeni olduğundan; henüz doktrin tarafından yeterince değerlendirilmemiştir. Norveç Polis Teşkilatı kendine has bazı unsurları bulunan bir sivil denetim mekanizmasına sahiptir. Bu denetim mekanizmasının incelenmesi de konuya ilişkin değerlendirmelere fayda sağlayacaktır. \u0000Ayrıca hangi tarihsel gelişmelerin ve ihtiyaçların Norveç polisinde öngörülen idari kolluk-adli kolluk ayrımı ile sivil denetim sistemini teşkil ettiğini anlayabilmek adına, Norveç Polis Teşkilatının tarihi geçmişine ve mevcut yapısına da çalışmada yer verilmiştir.","PeriodicalId":513636,"journal":{"name":"Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi","volume":"104 2","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2024-06-02","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"141389206","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"DAVA DİLEKÇESİNDE YER ALMASI GEREKEN UNSURLARDAN BİRİ OLAN “DAVALININ ADI, SOYADI”NIN BİLİN(E)MEMESİ DURUMUNUN DAVANIN AÇILMASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ","authors":"S. Kaya","doi":"10.47136/asbuhfd.1387617","DOIUrl":"https://doi.org/10.47136/asbuhfd.1387617","url":null,"abstract":"Davalının kimliğinin belirlenmesi, davanın açılması için gerekli olan ve dava dilekçesinde bulunması gereken çok önemli bir husustur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinin 2. fıkrasına göre, dava dilekçesinde tarafların adı ve soyadı konusunda bir eksiklik tespit edilmesi durumunda hâkim, davacıya bu eksikliği düzeltmesi için bir haftalık kesin bir süre tanıyacaktır. Davacı verilen süre içinde eksikliği tamamlamazsa, HMK'nin 119/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. Ancak bazen, davacının yasal işlemleri başlatırken davalının kimliğini belirleyemediği durumlar olabilir. Davalının kimliğinin tespit edilememesi, karmaşık hukuki olay ve işlemler, anonim çevrim içi işlemler veya yetersiz bilgi içeren olaylar da dahil olmak üzere çeşitli senaryolardan kaynaklanabilir. Bu gibi durumlarda, davalının kimliğinin tespit edilememesi nedeniyle iddianın meşruiyeti ve hak arama hürriyeti konusunda bazı tartışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu makale, bu tür durumların değerlendirilmesini incelemekte, davalının kimliği bilinememesi durumunda davanın açılıp açılamayacağı konusunda karşılaşılan karmaşıklıkları, zorlukları ve olası çözümleri araştırmaktadır.","PeriodicalId":513636,"journal":{"name":"Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi","volume":" 43","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2024-05-08","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"140999385","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
{"title":"TÜRK CEZA KANUNU m. 61 AÇISINDAN CEZANIN BELİRLENMESİ","authors":"Kaan Polat","doi":"10.47136/asbuhfd.1413960","DOIUrl":"https://doi.org/10.47136/asbuhfd.1413960","url":null,"abstract":"Birinin kalbine ateş edip onu öldürmek, bir diğerinin karnına ateş edip onu öldürmek; birinin akıllı telefonunu çalmak, bir diğerinin otomobilini çalmak; birine tokat atmak, bir diğerini bacağından bıçaklamak eylemlerinde her ne kadar işlenen suçlar tipik olarak aynı olsa da bu suçu işleyen faillere aynı cezanın verilmesi hakkaniyete uygun olmayacaktır. Zira her olayın kendi içerisinde yer alan kendine özgü bir zemini bulunmaktadır. Buna benzer sonsuz sayıda eylem bakımından kanun koyucunun mevzuat metinlerinde bunları ayrı ayrı olarak düzenlemesi, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi hukuk sistematiği açısından da mümkün değildir. Aksi takdirde hem mevzuatı oldukça kazuistik hâle getirmiş hem de hâkimlerin serbestçe değerlendirme yapmasının güç olduğu bir durum ile karşı karşıya kalmış oluruz. Bundan dolayı kanun koyucunun bu konuda icra ettiği en mühim düzenlemelerden biri, her olayın zemininin tespit edilmesi bakımından hâkime yol gösterici nitelikte olan bazı ölçütlere yer vermesidir. Bu ölçütler; kanunda düzenlenen ceza aralığını, başka bir deyişle soyut cezayı; aralığı minimalize etmek suretiyle cezayı belirlenebilir hâle getirmeye, yani somut cezaya çevirmeye hizmet etmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesinde de cezanın belirlenmesi müessesesiyle ilgili olarak düzenlemelere yer verilmiştir. Şüphenin kesin olarak yenilip suçlu olduğuna kanaat getirilen bir fail hakkında ceza verilirken; somut olayın özelliklerinin, indirim veya artırımın önceliğinin, suçun maddi ve manevi unsurunun etkisinin, birtakım kurumların uygulanma sırasının ve benzeri hususların ne şekilde cezanın belirlenmesinde etki edeceği bu düzenlemede yer almaktadır. Çalışmamızda TCK m.61 genel olarak ele alınacak ve ceza hukuku çerçevesinde değerlendirmelerde bulunulacaktır.","PeriodicalId":513636,"journal":{"name":"Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi","volume":"35 6","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2024-04-11","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"140714293","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}