Indirect Testimony in The Islamic and Ottoman Law: Naql al-Shahada

Fırat ORĞUN
{"title":"Indirect Testimony in The Islamic and Ottoman Law: Naql al-Shahada","authors":"Fırat ORĞUN","doi":"10.32950/rid.1336937","DOIUrl":null,"url":null,"abstract":"İslam hukukunda kanuni delil sistemi benimsenmiş olup dava yargılaması yapan bir hâkimin kararını verirken hangi delili hangi şartlar dahilinde yargısal ispat vasıtası olarak kabul edebileceği büyük ölçüde öğretide belirlenmiştir. Mahkemeye intikal eden bir anlaşmazlığa kaynaklık eden iddianın doğruluğu veya yanlışlığı ile ona bağlı hakkın tahakkuk edip etmeyeceği hususu bu muayyen delillerle ispatlanmasına bağlıdır. Davalı tarafın kendi beyanı (ikrarı) dışında öğretide yer verilen delillerin başlıcası, konuyla ilgili hadis-i şerifte iddia makamının yükü olarak tayin edilen beyyine ile savunma tarafının yükü olan yemindir. Günümüzde genellikle “her türlü açık ve kesin ispat vasıtası” şeklinde yorumlanan beyyine kavramı, modern dönem öncesine ait fıkıh kaynaklarının çoğunda doğrudan şahit ile özdeş kabul edilmiştir. Bu olgu anılan dönemdeki hukuk düşüncesi ve tatbikatında şahit delilinin ne denli hayati bir mevki işgal ettiğini yanı sıra kadıların yürüttüğü yargılama süreçlerinde ne sıklıkta kullanıldığını kestirmemize yardım eden önemli bir karinedir. Meselenin önemine binaen şahitliğin delilleri, lüzumu, dava türüne bağlı değişkenlik arz eden asgari şahit sayısı (şehâdet nisabı), şahitliğin geçerli sayılabilmesi noktasında şahitte aranan vasıflar, şahitlerin soruşturulması (tezkiye ve tadil), yalancı şahitliğin hükmü, şahitlikten dönme vb. konular hem genel içerikli fıkıh kitaplarında hem de yargı hukukuna hasredilmiş eserlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda fıkıh külliyatında üzerinde durulan bir diğer konu da “nakl-i şehâdet”tir. Fıkıh kitaplarında genellikle “eş-şehâde ale’ş-şehâde” (şahitlik üzerine şahitlik) başlığı altında incelenen kavramı ifade etmek için bazen şehâdetu’n-nakl tabiri de kullanılmaktadır. Türkçe literatürde dolaylı veya naklen şahitlik olarak da isimlendirilen nakl-i şehâdet kavramı “Belirli mazeretler sebebiyle kendisi mahkemede hazır bulunamayan birinin şahitliğinin, dolaylı (ikincil) şahitler vasıtasıyla mahkemeye ulaştırılması” şeklinde tanımlanabilir. Sözü edilen özürleri ölüm, hastalık, uzaklık, kayıp ya da hapiste bulunma ve güvenlik endişesi şeklinde sıralamak mümkündür. Davaya konu meseleyi gözüyle gören kişiye asıl şahit; onun bu şahitliğini yine onun izin ve isteğiyle dava hakimi önünde beyan eden kimseye ise fer‘ (ikincil - dolaylı) şahit denilmektedir. Nakl-i şehâdet uygulaması, bilindiği kadarıyla İslam hukukuna has bir delil ve ispat yöntemidir. Nakil işleminin, davanın asıl şahidi mahkemede hazır bulunmadığı ve meseleye dair şahitliğini bizzat eda etmediği için kıyasen caiz olmaması icap etmektedir. Fakat sağladığı kolaylıklar yoluyla insanların hukuki - adli sorunlarının çözümüne katkı sunduğu ve böylece adalet idesinin gerçekleştirilmesine hizmet ettiği gerekçesiyle fukahâ tarafından caiz görülmüştür. Farklı görüşler bulunmakla birlikte had ve kısas dışında kalan davalarda, belirli şartlar dahilinde gerçekleşen dolaylı şahitliğin geçerli ve kesin bir ispat vasıtası olarak kazâî (yargısal) sonuç doğuracağı hususunda alimler ittifak halindedir. Öte yandan klasik dönem Osmanlı hukuk ve adliye düzeninin en önemli parçası olan kadıların sıklıkla bu yönteme başvurduğu anlaşılmaktadır. Zira 15. ve 16. yy.a ait kadı sicillerinde nakl-i şehâdete atıfta bulunan pek çok dava kaydı yer almaktadır.","PeriodicalId":493123,"journal":{"name":"Rize İlahiyat Dergisi","volume":"41 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0000,"publicationDate":"2023-10-02","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":"0","resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":null,"PeriodicalName":"Rize İlahiyat Dergisi","FirstCategoryId":"1085","ListUrlMain":"https://doi.org/10.32950/rid.1336937","RegionNum":0,"RegionCategory":null,"ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":null,"EPubDate":"","PubModel":"","JCR":"","JCRName":"","Score":null,"Total":0}
引用次数: 0

Abstract

İslam hukukunda kanuni delil sistemi benimsenmiş olup dava yargılaması yapan bir hâkimin kararını verirken hangi delili hangi şartlar dahilinde yargısal ispat vasıtası olarak kabul edebileceği büyük ölçüde öğretide belirlenmiştir. Mahkemeye intikal eden bir anlaşmazlığa kaynaklık eden iddianın doğruluğu veya yanlışlığı ile ona bağlı hakkın tahakkuk edip etmeyeceği hususu bu muayyen delillerle ispatlanmasına bağlıdır. Davalı tarafın kendi beyanı (ikrarı) dışında öğretide yer verilen delillerin başlıcası, konuyla ilgili hadis-i şerifte iddia makamının yükü olarak tayin edilen beyyine ile savunma tarafının yükü olan yemindir. Günümüzde genellikle “her türlü açık ve kesin ispat vasıtası” şeklinde yorumlanan beyyine kavramı, modern dönem öncesine ait fıkıh kaynaklarının çoğunda doğrudan şahit ile özdeş kabul edilmiştir. Bu olgu anılan dönemdeki hukuk düşüncesi ve tatbikatında şahit delilinin ne denli hayati bir mevki işgal ettiğini yanı sıra kadıların yürüttüğü yargılama süreçlerinde ne sıklıkta kullanıldığını kestirmemize yardım eden önemli bir karinedir. Meselenin önemine binaen şahitliğin delilleri, lüzumu, dava türüne bağlı değişkenlik arz eden asgari şahit sayısı (şehâdet nisabı), şahitliğin geçerli sayılabilmesi noktasında şahitte aranan vasıflar, şahitlerin soruşturulması (tezkiye ve tadil), yalancı şahitliğin hükmü, şahitlikten dönme vb. konular hem genel içerikli fıkıh kitaplarında hem de yargı hukukuna hasredilmiş eserlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda fıkıh külliyatında üzerinde durulan bir diğer konu da “nakl-i şehâdet”tir. Fıkıh kitaplarında genellikle “eş-şehâde ale’ş-şehâde” (şahitlik üzerine şahitlik) başlığı altında incelenen kavramı ifade etmek için bazen şehâdetu’n-nakl tabiri de kullanılmaktadır. Türkçe literatürde dolaylı veya naklen şahitlik olarak da isimlendirilen nakl-i şehâdet kavramı “Belirli mazeretler sebebiyle kendisi mahkemede hazır bulunamayan birinin şahitliğinin, dolaylı (ikincil) şahitler vasıtasıyla mahkemeye ulaştırılması” şeklinde tanımlanabilir. Sözü edilen özürleri ölüm, hastalık, uzaklık, kayıp ya da hapiste bulunma ve güvenlik endişesi şeklinde sıralamak mümkündür. Davaya konu meseleyi gözüyle gören kişiye asıl şahit; onun bu şahitliğini yine onun izin ve isteğiyle dava hakimi önünde beyan eden kimseye ise fer‘ (ikincil - dolaylı) şahit denilmektedir. Nakl-i şehâdet uygulaması, bilindiği kadarıyla İslam hukukuna has bir delil ve ispat yöntemidir. Nakil işleminin, davanın asıl şahidi mahkemede hazır bulunmadığı ve meseleye dair şahitliğini bizzat eda etmediği için kıyasen caiz olmaması icap etmektedir. Fakat sağladığı kolaylıklar yoluyla insanların hukuki - adli sorunlarının çözümüne katkı sunduğu ve böylece adalet idesinin gerçekleştirilmesine hizmet ettiği gerekçesiyle fukahâ tarafından caiz görülmüştür. Farklı görüşler bulunmakla birlikte had ve kısas dışında kalan davalarda, belirli şartlar dahilinde gerçekleşen dolaylı şahitliğin geçerli ve kesin bir ispat vasıtası olarak kazâî (yargısal) sonuç doğuracağı hususunda alimler ittifak halindedir. Öte yandan klasik dönem Osmanlı hukuk ve adliye düzeninin en önemli parçası olan kadıların sıklıkla bu yönteme başvurduğu anlaşılmaktadır. Zira 15. ve 16. yy.a ait kadı sicillerinde nakl-i şehâdete atıfta bulunan pek çok dava kaydı yer almaktadır.
伊斯兰和奥斯曼法律中的间接证言:Naql al-Shahada
伊斯兰教法采用法律证据制度,法官在作出判决时,在何种条件下可以接受何种证据作为司法证明手段,这在很大程度上是由教义决定的。诉诸法庭的争议源于权利主张的真伪,而权利主张所附带的权利能否实现,则取决于这些具体证据的证明。除了被告自己的陈述 (ikrarı),教义中提到的主要证据是声明和宣誓,前者在圣训中被确定为原告的责任,后者则是被告的责任。如今,"声明 "的概念一般被解释为 "各种明确而确凿的证据手段",在大多数前现代教法学说中,"声明 "被认为与直接证人相同。这一事实是一个重要的推定,有助于我们估计证人证据在当时的法律思想和实践中的重要性,以及在卡迪主持的司法程序中的使用频率。由于这一问题的重要性,证词的证据、其必要性、根据案件类型而不同的证人最低人数(证词的法定人数)、为使证词有效而要求证人具备的资格、对证人的调查(tezkiye ve tadil)、对虚假证词的判断、证词的反悔等问题在一般的教法书籍和专门的司法法律著作中都有详细论述。在这种情况下,"nakl al-shahādat "是教法学著作中强调的另一个主题。在教法书籍中,"shahādat ala'sh-shahāda"(证词上的证词)通常以 "al-shahāda ala'sh-shahāda"(证词上的证词)为题进行分析,有时也使用 "shahādat al-nakl "来表达这一概念。nakl al-shahādat 的概念在土耳其文献中也被称为间接或 naklen shahādat,可定义为 "通过间接(辅助)证人向法庭提供因某些借口而无法出庭的人的证词"。这些借口包括死亡、疾病、路途遥远、丢失或被监禁以及安全问题。亲眼目睹案件主题的人被称为主要证人,经法官许可和要求在法官面前宣布其证词的人被称为间接证人。众所周知,转移证词的做法是伊斯兰法特有的证据和证明方法。由于案件的主要证人不出庭,也不亲自出庭作证,因此根据类推法,转移过程不应被允许。然而,法卡赫认为这是允许的,理由是它通过提供方便,有助于解决人们的法律和司法问题,从而实现正义的理想。尽管有不同的观点,但学者们一致认为,在哈德和 "血债血偿 "以外的情况下,在一定条件下进行的间接作证是一种有效而明确的证明手段,会产生司法结果。另一方面,据了解,作为古典奥斯曼帝国法律和司法秩序最重要组成部分的卡迪经常采用这种方法。事实上,在 15 和 16 世纪的卡迪登记簿中,有许多案例记录都提到了 nakl al-shahād。
本文章由计算机程序翻译,如有差异,请以英文原文为准。
求助全文
约1分钟内获得全文 求助全文
来源期刊
自引率
0.00%
发文量
0
×
引用
GB/T 7714-2015
复制
MLA
复制
APA
复制
导出至
BibTeX EndNote RefMan NoteFirst NoteExpress
×
提示
您的信息不完整,为了账户安全,请先补充。
现在去补充
×
提示
您因"违规操作"
具体请查看互助需知
我知道了
×
提示
确定
请完成安全验证×
copy
已复制链接
快去分享给好友吧!
我知道了
右上角分享
点击右上角分享
0
联系我们:info@booksci.cn Book学术提供免费学术资源搜索服务,方便国内外学者检索中英文文献。致力于提供最便捷和优质的服务体验。 Copyright © 2023 布克学术 All rights reserved.
京ICP备2023020795号-1
ghs 京公网安备 11010802042870号
Book学术文献互助
Book学术文献互助群
群 号:481959085
Book学术官方微信