Hicrî 5. Asır “Usûl-Hilâf” Eserlerine Dair Mukayeseli Bir İnceleme

Hacer YETKİN
{"title":"Hicrî 5. Asır “Usûl-Hilâf” Eserlerine Dair Mukayeseli Bir İnceleme","authors":"Hacer YETKİN","doi":"10.32950/rid.1343847","DOIUrl":null,"url":null,"abstract":"Fıkıh ilminin teşekkül döneminden itibaren mevcut olan ihtilaflar ve bu ihtilafların tartışıldığı ilim ve münazara meclisleri, hicrî dördüncü asırdan itibaren fıkhî ihtilafların müstakil olarak ele alındığı bir ilim dalının oluşmasına zemin hazırlamıştır. İhtilafa konu olmuş fıkıh meselelerinin, tarafların delilleri ile birlikte incelenmesini konu edinen ve hilâf, hilâfiyât ya da ilm-i hilâf olarak isimlendirilen bu ilim dalı, özellikle hicrî beşinci asırda büyük bir gelişme göstermiş ve bu dönemde hilâfa dair pek çok eser yazılmıştır. İhtilafları farklı açılardan ve farklı yöntemlerle ele alan ve oldukça çeşitlilik arz eden hilâf literatüründe ortaya çıkan alt türlerden biri de usûl-hilâf eserleridir. Usûl-i fıkıh alanındaki ihtilaflı meseleleri, tartışmaları da dahil ederek bir araya getiren bu eserlerin bilinen üç örneği bu çalışmada incelenmiştir. İncelenen eserler, Zeydî alim Nâtık-Bilhakk’ın (ö. 424/1033) el-Müczî, Hanefî alim Saymerî’nin (ö. 436/1045) Mesâilü’l-hilâf ve Şâfiî alim Şîrâzî’nin (ö. 476/1083) Tebsıra adlı eserleridir. \nHepsi hicrî beşinci asırda yazılmış olan bu eserlerin dikkat çeken ilk ortak özelliği, münazaralardaki başarıları bilinen âlimler tarafından yazılmış olmalarıdır. Bunun yanında hepsinin ihtilaflı usûl meselelerine, tartışmaların tarafları ve delilleri ile birlikte kolayca ulaşılabilmesini sağlayan birer el kitabı mahiyetinde planlandıkları anlaşılmaktadır. Eserlerde konu tasnifi, meselelerin seçimi ve üslûp açısından ufak farklılıklar dışında birbirine yakın tercihlerde bulunulduğu görülmektedir. Ancak her bir eser, referans çerçeveleri ve getirdikleri delillerin mahiyeti açısından farklılık arz etmektedir. Nâtık-Bilhak her meselede Ebû Ali el-Cübbâî (ö. 303/916), Ebû Hâşim el-Cübbâî (ö. 321/933) ve Ebû Abdullah el-Basrî (369/979-80) gibi Mu‘tezile’nin önde gelen alimlerini referans almakta, Saymerî Irak Hanefî ekolünün temsilcileri olan Kerhî ve Cessâs’ın görüşlerini sıklıkla zikretmekte, Şîrâzî ise daha bağımsız bir yaklaşımla çeşitli grupların görüşlerine yer verse de muhaliflere karşı kendisini Şâfiî geleneği içerisinde konumlandırmaktadır. \nEser müelliflerinin mensup olduğu geleneğin, istidlal anlayışlarında etkili olduğuna dair ipuçları, incelenen örnek meseledeki delil getirme metodlarında da tespit edilmiştir. Âhad haberin umûmu tahsisinin caiz olup olmadığı tartışmasında her üç âlim de bunun caiz olduğunu savunmakta, bu görüşü savunmak ve muhalif görüşe karşı çıkmak için bazı delilleri ortak olarak kullanmaktadır. Ancak mesela Hz. Fatıma’nın miras talebi ile ilgili delilin Şiî eğilimli iki alim tarafından zikredilmediği halde Şîrâzî tarafından zikredilmiş olması; Nâtık-bilhak ve Saymerî’nin, umumun kat‘îliği konusundaki Mu‘tezilî görüşe muhalif olmamak için âhad haberle tahsisi, âhad haberin delil değerini vurgulayarak savunmalarına karşın Şîrâzî’nin âmmın kat‘î olmadığını ve hususun umûma tercih edilmesi gerektiğini söyleyerek savunması, müelliflerin dayandıkları geleneğin etkisini eserlerine yansıttıklarını göstermektedir. \nEserlerin mukayeseli incelenmesi sonucunda, usûl-hilâf eserlerinin pratik bir ihtiyacı karşılamak amacıyla yazılmış olduğu, bunun yanında müelliflerin usûl alanındaki tercihlerini ve görüşlerini ortaya koymasına, ayrıca istidlal metotlarını çeşitlendirmesine imkan sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca usûl-hilâf eserleri, ihtilaflı usul meselelerinde görüş beyan eden tarafları ve kullanılan delilleri kayda geçirmiş olmalarından dolayı fıkıh tarihi açısından da önemlidir.","PeriodicalId":493123,"journal":{"name":"Rize İlahiyat Dergisi","volume":"50 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0000,"publicationDate":"2023-09-29","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":"0","resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":null,"PeriodicalName":"Rize İlahiyat Dergisi","FirstCategoryId":"1085","ListUrlMain":"https://doi.org/10.32950/rid.1343847","RegionNum":0,"RegionCategory":null,"ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":null,"EPubDate":"","PubModel":"","JCR":"","JCRName":"","Score":null,"Total":0}
引用次数: 0

Abstract

Fıkıh ilminin teşekkül döneminden itibaren mevcut olan ihtilaflar ve bu ihtilafların tartışıldığı ilim ve münazara meclisleri, hicrî dördüncü asırdan itibaren fıkhî ihtilafların müstakil olarak ele alındığı bir ilim dalının oluşmasına zemin hazırlamıştır. İhtilafa konu olmuş fıkıh meselelerinin, tarafların delilleri ile birlikte incelenmesini konu edinen ve hilâf, hilâfiyât ya da ilm-i hilâf olarak isimlendirilen bu ilim dalı, özellikle hicrî beşinci asırda büyük bir gelişme göstermiş ve bu dönemde hilâfa dair pek çok eser yazılmıştır. İhtilafları farklı açılardan ve farklı yöntemlerle ele alan ve oldukça çeşitlilik arz eden hilâf literatüründe ortaya çıkan alt türlerden biri de usûl-hilâf eserleridir. Usûl-i fıkıh alanındaki ihtilaflı meseleleri, tartışmaları da dahil ederek bir araya getiren bu eserlerin bilinen üç örneği bu çalışmada incelenmiştir. İncelenen eserler, Zeydî alim Nâtık-Bilhakk’ın (ö. 424/1033) el-Müczî, Hanefî alim Saymerî’nin (ö. 436/1045) Mesâilü’l-hilâf ve Şâfiî alim Şîrâzî’nin (ö. 476/1083) Tebsıra adlı eserleridir. Hepsi hicrî beşinci asırda yazılmış olan bu eserlerin dikkat çeken ilk ortak özelliği, münazaralardaki başarıları bilinen âlimler tarafından yazılmış olmalarıdır. Bunun yanında hepsinin ihtilaflı usûl meselelerine, tartışmaların tarafları ve delilleri ile birlikte kolayca ulaşılabilmesini sağlayan birer el kitabı mahiyetinde planlandıkları anlaşılmaktadır. Eserlerde konu tasnifi, meselelerin seçimi ve üslûp açısından ufak farklılıklar dışında birbirine yakın tercihlerde bulunulduğu görülmektedir. Ancak her bir eser, referans çerçeveleri ve getirdikleri delillerin mahiyeti açısından farklılık arz etmektedir. Nâtık-Bilhak her meselede Ebû Ali el-Cübbâî (ö. 303/916), Ebû Hâşim el-Cübbâî (ö. 321/933) ve Ebû Abdullah el-Basrî (369/979-80) gibi Mu‘tezile’nin önde gelen alimlerini referans almakta, Saymerî Irak Hanefî ekolünün temsilcileri olan Kerhî ve Cessâs’ın görüşlerini sıklıkla zikretmekte, Şîrâzî ise daha bağımsız bir yaklaşımla çeşitli grupların görüşlerine yer verse de muhaliflere karşı kendisini Şâfiî geleneği içerisinde konumlandırmaktadır. Eser müelliflerinin mensup olduğu geleneğin, istidlal anlayışlarında etkili olduğuna dair ipuçları, incelenen örnek meseledeki delil getirme metodlarında da tespit edilmiştir. Âhad haberin umûmu tahsisinin caiz olup olmadığı tartışmasında her üç âlim de bunun caiz olduğunu savunmakta, bu görüşü savunmak ve muhalif görüşe karşı çıkmak için bazı delilleri ortak olarak kullanmaktadır. Ancak mesela Hz. Fatıma’nın miras talebi ile ilgili delilin Şiî eğilimli iki alim tarafından zikredilmediği halde Şîrâzî tarafından zikredilmiş olması; Nâtık-bilhak ve Saymerî’nin, umumun kat‘îliği konusundaki Mu‘tezilî görüşe muhalif olmamak için âhad haberle tahsisi, âhad haberin delil değerini vurgulayarak savunmalarına karşın Şîrâzî’nin âmmın kat‘î olmadığını ve hususun umûma tercih edilmesi gerektiğini söyleyerek savunması, müelliflerin dayandıkları geleneğin etkisini eserlerine yansıttıklarını göstermektedir. Eserlerin mukayeseli incelenmesi sonucunda, usûl-hilâf eserlerinin pratik bir ihtiyacı karşılamak amacıyla yazılmış olduğu, bunun yanında müelliflerin usûl alanındaki tercihlerini ve görüşlerini ortaya koymasına, ayrıca istidlal metotlarını çeşitlendirmesine imkan sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca usûl-hilâf eserleri, ihtilaflı usul meselelerinde görüş beyan eden tarafları ve kullanılan delilleri kayda geçirmiş olmalarından dolayı fıkıh tarihi açısından da önemlidir.
回历 5 世纪 "乌苏里-希拉夫 "作品比较研究
自教法学形成以来存在的争议,以及讨论这些争议的科学和辩论大会,为自伊斯兰教纪第四世纪以来形成独立处理教法争议的科学分支铺平了道路。这一科学分支被称为 hilāf、hilāfiyāt 或 ilm al-hilāf,涉及对有争议的教法问题以及各方证据的审查,尤其在伊斯兰教纪元五世纪有了长足的发展,这一时期出现了许多关于 hilāf 的著作。hilāf 文学的一个子类型是可称为 usūl-hilāf 的作品,这些作品从不同的角度、采用不同的方法处理争端,内容相当丰富。在本研究中,我们分析了流传至今的三部此类作品,它们将 usul al-fiqh 领域的争议问题汇集在一起,其中包括辩论。所分析的作品是扎伊德学者纳蒂克-比勒哈克(Nātik-Bilhakk,卒于 424/1033)的《al-Mujzī》、哈纳菲学者赛马里(Saymari,卒于 436/1045)的《Masā'il al-hilāf》和沙菲伊学者希拉兹(Shīrāzī,卒于 476/1083)的《Tabsıra》。这些作品都成书于希吉尔五世纪,它们的第一个共同特点是作者都是以辩论成功而闻名的学者。此外,可以理解的是,所有这些作品都是作为手册而计划的,可以方便地查阅有争议的 usul al-usūl 问题以及辩论各方及其证据。除了在主题分类、问题选择和风格方面略有不同外,这些作品彼此相似。不过,每部作品在参考框架和证据性质方面都有所不同。在每个问题上,al-Nāṭik-Bilāq 都以 Abū 'Ali al-Jubbāʾī(卒于 303/916)、Abū Hāshim al-Jubbāʾī(卒于 321/933)和 Abū 'Abdullah al-Basrī(卒于 369/979-80)的作品为基础。赛义马利经常引用伊拉克哈纳菲学派的代表人物 al-Karhī 和 al-Jessās 的观点,al-Shīrāzī 将自己定位在沙斐仪传统内,与他的反对者对立,尽管他也引用了更独立的不同团体的观点。此外,在所研究的样本问题中,还从证据的提出方法中发现了作品作者所属的传统在他们对证明的理解上是有效的线索。在讨论是否允许 āhad ḥadīth 成为 tahsīm al-umūm 时,三位学者都认为是允许的,并共同使用了一些证据来捍卫这一观点,反对反对的观点。另一方面,我们所分析的每一位作者都强调了一些与其教派观点相符的证据,而对于不相符的证据则不愿提及。通过对这些作品的比较分析,我们可以确定,usūl-hilāf 作品的写作目的是为了满足实际需要,同时也使作者能够在 usūl 领域展示他们的偏好和观点,并使他们的论证方法多样化。此外,usūl-hilāf 作品在教法史方面也很重要,因为它们记录了表达意见的各方以及在有争议的 usūl 问题上使用的证据。
本文章由计算机程序翻译,如有差异,请以英文原文为准。
求助全文
约1分钟内获得全文 求助全文
来源期刊
自引率
0.00%
发文量
0
×
引用
GB/T 7714-2015
复制
MLA
复制
APA
复制
导出至
BibTeX EndNote RefMan NoteFirst NoteExpress
×
提示
您的信息不完整,为了账户安全,请先补充。
现在去补充
×
提示
您因"违规操作"
具体请查看互助需知
我知道了
×
提示
确定
请完成安全验证×
copy
已复制链接
快去分享给好友吧!
我知道了
右上角分享
点击右上角分享
0
联系我们:info@booksci.cn Book学术提供免费学术资源搜索服务,方便国内外学者检索中英文文献。致力于提供最便捷和优质的服务体验。 Copyright © 2023 布克学术 All rights reserved.
京ICP备2023020795号-1
ghs 京公网安备 11010802042870号
Book学术文献互助
Book学术文献互助群
群 号:481959085
Book学术官方微信