{"title":"The Importance of Parables in Buddhısm: Examples Related to the Understandıng of Some Buddhıst Belıefs and Practıces","authors":"Hammet Arslan","doi":"10.15869/itobiad.1264465","DOIUrl":null,"url":null,"abstract":"Budizm, MÖ altıncı yüzyılda verimli topraklarıyla ünlü Ganj vadisinde Budda’nın keşifleri çerçevesinde oluşmuş bir dindir. Budda, aşırı lüks bir hayat ve devamındaki altı yıllık bir arayışın sonucunda uzun bir meditasyon oturuşuyla aydınlanmaya ulaşmıştır. O, bir takım uç tecrübeler yaşayarak ve yoğun zihinsel çaba sergileyerek keşfettiği orta yol tekniğini öğrencilerine aktararak öğretisini yaymaya çalışmıştır. Öğrencileri de ondan öğrendiklerini başka insanlara anlatmış, böylelikle inananların sayısı her geçen gün artmıştır. Budizm’in yayılışındaki en etkin unsurlardan birisi Budda’nın kullandığı anlaşılır dil ve üsluptur. Budda dinin temel ilke ve esaslarını etrafındakilere anlatırken sade bir dil kullanmıştır. Ayrıca karmaşık konuların daha iyi anlaşılmasını sağlamak için kıssalar, hikâyeler ve öyküler anlatmış; sık sık benzetmeler kullanmıştır. Böylelikle çevresinde toplanan insanların anlam dünyalarına daha iyi nüfuz edebilmiştir. Budda’nın birçok kıssa kullandığı bilinmektedir. Bunlardan en meşhurları arasında ‘zehirli okla yaralanan adam’, ‘kör adamlar ve fil’, ‘sal/sandal’, ‘hardal tohumu’ gibi örnekler sayılabilir. ‘Zehirli okla yaralanan adam’ hikâyesinde Budda, öğrencilerini vakitlerini ve enerjilerini açıklanması mümkün olmayan karmaşık ve metafizik konulara harcamamaları konusunda uyarmıştır. Bu hikâyede insanoğlunun önündeki mevcut hayati sorunlara yoğunlaşarak bunların çözümü için çareler üretmeye gayret etmesi vurgulanmaktadır. Hint alt kıtasında ortaya çıkmış ve buradan bütün dünyaya yayılmış yaygın bir anlatı olan 'körlerin fil tarifi’ hikâyesinde söz konusu toplumda, kültürde ve çevrede algılamanın seviyesine vurgu yapılır. Bu hikâye farklı bakış açısına sahip oldukları ve farklı düşünceleri savundukları için kavga eden grupları betimlemede kullanılır. ‘Sal’ hikâyesinde, Budist öğreti olarak da bilinen dhammayı çok iyi bir şekilde öğrenmenin, idrak etmenin ve içselleştirmenin önemi üzerinde durulur. ‘Hardal tohumu’ hikâyesinde, genel olarak dünyanın geçiciliği, dünya malına çok fazla ehemmiyet göstermeme, fiziksel ölümün evrensel bir hakikat olduğu üzerinde durulur. Bu örneklerden yola çıkarak kıssaların Budist inanç ve uygulamaların anlaşılmasındaki yeri ve önemini ortaya koymaya çalışacağız.","PeriodicalId":112385,"journal":{"name":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","volume":"12 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0000,"publicationDate":"2023-06-30","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":"0","resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":null,"PeriodicalName":"İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi","FirstCategoryId":"1085","ListUrlMain":"https://doi.org/10.15869/itobiad.1264465","RegionNum":0,"RegionCategory":null,"ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":null,"EPubDate":"","PubModel":"","JCR":"","JCRName":"","Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
Abstract
Budizm, MÖ altıncı yüzyılda verimli topraklarıyla ünlü Ganj vadisinde Budda’nın keşifleri çerçevesinde oluşmuş bir dindir. Budda, aşırı lüks bir hayat ve devamındaki altı yıllık bir arayışın sonucunda uzun bir meditasyon oturuşuyla aydınlanmaya ulaşmıştır. O, bir takım uç tecrübeler yaşayarak ve yoğun zihinsel çaba sergileyerek keşfettiği orta yol tekniğini öğrencilerine aktararak öğretisini yaymaya çalışmıştır. Öğrencileri de ondan öğrendiklerini başka insanlara anlatmış, böylelikle inananların sayısı her geçen gün artmıştır. Budizm’in yayılışındaki en etkin unsurlardan birisi Budda’nın kullandığı anlaşılır dil ve üsluptur. Budda dinin temel ilke ve esaslarını etrafındakilere anlatırken sade bir dil kullanmıştır. Ayrıca karmaşık konuların daha iyi anlaşılmasını sağlamak için kıssalar, hikâyeler ve öyküler anlatmış; sık sık benzetmeler kullanmıştır. Böylelikle çevresinde toplanan insanların anlam dünyalarına daha iyi nüfuz edebilmiştir. Budda’nın birçok kıssa kullandığı bilinmektedir. Bunlardan en meşhurları arasında ‘zehirli okla yaralanan adam’, ‘kör adamlar ve fil’, ‘sal/sandal’, ‘hardal tohumu’ gibi örnekler sayılabilir. ‘Zehirli okla yaralanan adam’ hikâyesinde Budda, öğrencilerini vakitlerini ve enerjilerini açıklanması mümkün olmayan karmaşık ve metafizik konulara harcamamaları konusunda uyarmıştır. Bu hikâyede insanoğlunun önündeki mevcut hayati sorunlara yoğunlaşarak bunların çözümü için çareler üretmeye gayret etmesi vurgulanmaktadır. Hint alt kıtasında ortaya çıkmış ve buradan bütün dünyaya yayılmış yaygın bir anlatı olan 'körlerin fil tarifi’ hikâyesinde söz konusu toplumda, kültürde ve çevrede algılamanın seviyesine vurgu yapılır. Bu hikâye farklı bakış açısına sahip oldukları ve farklı düşünceleri savundukları için kavga eden grupları betimlemede kullanılır. ‘Sal’ hikâyesinde, Budist öğreti olarak da bilinen dhammayı çok iyi bir şekilde öğrenmenin, idrak etmenin ve içselleştirmenin önemi üzerinde durulur. ‘Hardal tohumu’ hikâyesinde, genel olarak dünyanın geçiciliği, dünya malına çok fazla ehemmiyet göstermeme, fiziksel ölümün evrensel bir hakikat olduğu üzerinde durulur. Bu örneklerden yola çıkarak kıssaların Budist inanç ve uygulamaların anlaşılmasındaki yeri ve önemini ortaya koymaya çalışacağız.