HUMECU KURGUCULUĞUN KENDİLİKSİZ BİLİŞ ANLAYIŞI

Ayşe USLU POOYANI
{"title":"HUMECU KURGUCULUĞUN KENDİLİKSİZ BİLİŞ ANLAYIŞI","authors":"Ayşe USLU POOYANI","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1297617","DOIUrl":null,"url":null,"abstract":"Geleneksel bilişselci yaklaşımlar, algılama, akıl yürütme ve hafıza gibi bilişsel süreçlerin gerçekleşmesini olanaklı kılan, arka planda özdeş ve bütünleşik bir zihnin varlığını ön dayanak haline getirirler. Deneyci ve natüralist bir perspektiften bilişselliği anlayan David Hume’un insan doğasına dair görüşleri, bu geleneği bozarak, özdeş ve bütünleşik bir zihnin varlığı olmadan da bilişsel etkinliğin gerçekleşebileceğini kanıtlar. Hume’un kanıtlamasının merkezinde, bedenin iç ve dış dünyalara dair öz-duyumsamalarının sağladığı çekime tekabül eden duygulamlar vardır. Bedenin duygulanımları, algılama sürecini anlamlı hale getiren çerçeveyi çizer. Ancak, duygulamların bilişsel süreçlerin merkezinde olduğunu gösterebilmek için zihin-beden ikiliği terminolojisini aşmak gerekir. Bu çalışma, Hume’un epistemolojik kurgucu olduğunu iddia ederek, zihin-beden ikiliği terminolojisini kullanmanın natüralizmi üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf etmeyi ve ontolojik kurguculuğunu çağdaş bilişsel bilimlerle diyaloğa sokarak yeniden ele almayı hedefler. Bu amaçla, birinci bölümde, Hume’un epistemolojik ve ontolojik iki yoldan kurgucu olduğu iddia edilmiş ve Hume’un töz ve nitelik ikicisi olmadığı gösterilerek bu iki kurguculuk biçiminin de kavramsal zemini açımlanmıştır. İkinci bölüm, üst-düzlem bilişsel süreçlerin zihin terminolojisinden arındırılmış bir dille Humecu perspektiften açıklamayı deneyerek, zihne dair dile yerleşik düşünce metaforlarını sorgular. Son olarak, Humecu perspektif çağdaş bilişsel kuramlarla diyaloğa sokularak, arka planda bütünleşik bir algılayıcının varsayılmasına gerek duyulmadan, bilişselliğin dinamik, konumlu ve bedenli yapısının imkânı tartışılmıştır. Sonuç olarak, Humecu perspektiften, izlenim ve tasarım olarak algılama süreci, temsiller gibi bir aracıya ve tüm bilişsel süreci değerlendirici işleviyle kontrol edecek bütünleşik bir zihne ihtiyaç duymadan, bedenin duygulanımsal geri bildirim sistemlerine bağlı olarak geliştiği gösterilmiştir.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"1 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0000,"publicationDate":"2023-07-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":"0","resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":null,"PeriodicalName":"Felsefe Dünyası","FirstCategoryId":"1085","ListUrlMain":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1297617","RegionNum":0,"RegionCategory":null,"ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":null,"EPubDate":"","PubModel":"","JCR":"","JCRName":"","Score":null,"Total":0}
引用次数: 0

Abstract

Geleneksel bilişselci yaklaşımlar, algılama, akıl yürütme ve hafıza gibi bilişsel süreçlerin gerçekleşmesini olanaklı kılan, arka planda özdeş ve bütünleşik bir zihnin varlığını ön dayanak haline getirirler. Deneyci ve natüralist bir perspektiften bilişselliği anlayan David Hume’un insan doğasına dair görüşleri, bu geleneği bozarak, özdeş ve bütünleşik bir zihnin varlığı olmadan da bilişsel etkinliğin gerçekleşebileceğini kanıtlar. Hume’un kanıtlamasının merkezinde, bedenin iç ve dış dünyalara dair öz-duyumsamalarının sağladığı çekime tekabül eden duygulamlar vardır. Bedenin duygulanımları, algılama sürecini anlamlı hale getiren çerçeveyi çizer. Ancak, duygulamların bilişsel süreçlerin merkezinde olduğunu gösterebilmek için zihin-beden ikiliği terminolojisini aşmak gerekir. Bu çalışma, Hume’un epistemolojik kurgucu olduğunu iddia ederek, zihin-beden ikiliği terminolojisini kullanmanın natüralizmi üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf etmeyi ve ontolojik kurguculuğunu çağdaş bilişsel bilimlerle diyaloğa sokarak yeniden ele almayı hedefler. Bu amaçla, birinci bölümde, Hume’un epistemolojik ve ontolojik iki yoldan kurgucu olduğu iddia edilmiş ve Hume’un töz ve nitelik ikicisi olmadığı gösterilerek bu iki kurguculuk biçiminin de kavramsal zemini açımlanmıştır. İkinci bölüm, üst-düzlem bilişsel süreçlerin zihin terminolojisinden arındırılmış bir dille Humecu perspektiften açıklamayı deneyerek, zihne dair dile yerleşik düşünce metaforlarını sorgular. Son olarak, Humecu perspektif çağdaş bilişsel kuramlarla diyaloğa sokularak, arka planda bütünleşik bir algılayıcının varsayılmasına gerek duyulmadan, bilişselliğin dinamik, konumlu ve bedenli yapısının imkânı tartışılmıştır. Sonuç olarak, Humecu perspektiften, izlenim ve tasarım olarak algılama süreci, temsiller gibi bir aracıya ve tüm bilişsel süreci değerlendirici işleviyle kontrol edecek bütünleşik bir zihne ihtiyaç duymadan, bedenin duygulanımsal geri bildirim sistemlerine bağlı olarak geliştiği gösterilmiştir.
传统的认知主义方法预先假定,在认知过程(如感知、推理和记忆)得以实现的背景中,存在着一个相同而完整的心灵。大卫-休谟(David Hume)关于人性的观点从经验主义和自然主义的角度来理解认知,打破了这一传统,证明了认知活动可以在不存在一个相同而完整的心灵的情况下进行。休谟论证的核心是情感,它对应于身体对内外世界的自我感知所提供的吸引力。身体的情感提供了一个框架,使感知过程变得有意义。然而,为了证明情感是认知过程的核心,有必要超越身心二元论的术语。通过宣称休谟是认识论建构主义者,本研究旨在消除使用身心二元论术语对其自然主义的负面影响,并在与当代认知科学的对话中重新考虑其本体论建构主义。为此,第一部分从认识论和本体论两个方面论证了休谟是一位建构主义者,并通过说明休谟并非物质和质量的二元论者,阐明了这两种形式的建构主义的概念基础。第二部分通过尝试从休谟的视角出发,用一种没有心灵术语的语言来解释高阶认知过程,对心灵语言中蕴含的思维隐喻提出质疑。最后,通过将 "人道 "视角与当代认知理论进行对话,讨论了动态的、情景的和具身的认知结构的可能性,而无需假定背景中存在一个综合的感知者。因此,从人道的角度来看,作为印象和设计的感知过程的发展取决于身体的情感反馈系统,而不需要表象等中介和具有评价功能的综合心智来控制整个认知过程。
本文章由计算机程序翻译,如有差异,请以英文原文为准。
求助全文
约1分钟内获得全文 求助全文
来源期刊
自引率
0.00%
发文量
0
×
引用
GB/T 7714-2015
复制
MLA
复制
APA
复制
导出至
BibTeX EndNote RefMan NoteFirst NoteExpress
×
提示
您的信息不完整,为了账户安全,请先补充。
现在去补充
×
提示
您因"违规操作"
具体请查看互助需知
我知道了
×
提示
确定
请完成安全验证×
copy
已复制链接
快去分享给好友吧!
我知道了
右上角分享
点击右上角分享
0
联系我们:info@booksci.cn Book学术提供免费学术资源搜索服务,方便国内外学者检索中英文文献。致力于提供最便捷和优质的服务体验。 Copyright © 2023 布克学术 All rights reserved.
京ICP备2023020795号-1
ghs 京公网安备 11010802042870号
Book学术文献互助
Book学术文献互助群
群 号:481959085
Book学术官方微信