{"title":"David Hume’un John Locke’un Toplum Sözleşmesi Kuramına Eleştirisi","authors":"Umut Dağ","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1288658","DOIUrl":null,"url":null,"abstract":"David Hume Locke’un toplum sözleşmesi kuramının yaslandığı iki temel iddiayı eleştirir. İlk iddia Locke’un siyasal iktidar öncesi zamanı ifade eden doğa durumu kavramı hakkındadır. Hume göre tarihte böyle bir zaman olmamış ve böyle bir durum yaşanmamıştır. İkinci iddia ise Locke’un insanların siyasal iktidara katılmalarında rızanın esas olduğuna dair düşüncesidir. Hume’e göre insanların siyasal iktidara katılmalarında ve tabi olmalarında baskı ve işgal gibi başka nedenler vardır. Hume hem ‘doğa durumu’ hem de ‘rıza’ kavramının siyasi iktidarın varlığının doğru bir açıklamasını vermediğini düşünür. Hume Locke’un bahsi geçen iddialarının her ikisini de tarihten örnekler vererek yanlışlar. Bundan dolayı o Locke’un toplum sözleşmesi kuramını tarihsel olgulara dayanmayan spekülatif bir kuram olarak görür. Hume tarihte yaşanmış örneklere başvurarak siyasal iktidara katılımlarda her ne kadar işgal ve baskı gibi nedenlerin varlığına işaret etse de onun devamlılığını sağlayan esas unsurun fayda olduğunu düşünür. Hume fayda kavramını genelin ortak çıkarları olarak kullanır. Bu çalışmada Hume’un siyasi iktidarın ortaya çıkışı ve ona katılımla alakalı Locke’’un toplum sözleşmesine yönelik eleştirilerine rağmen, siyasi iktidarın var oluş gayesi söz konusu olduğunda Locke ile hem fikir olduğu gösterilecektir. Siyasi iktidarın var oluş gayesinin bilhassa mülkiyeti korumak olduğu hususunda her iki filozofta aynı kanaattedir. Hume için özel mülkiyet genelin ortak çıkarlarının temel bir bileşenidir ve devlet tarafından kişilerin özel mülkiyeti korunmalıdır. Bundan dolayı Hume Locke’un öne sürdüğü toplum sözleşmesi karşıtı bir siyaset felsefesi yapmaktan ziyade hem ona eleştirel duran hem de bazı konularda ona katılan bir filozoftur.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"314 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0000,"publicationDate":"2023-07-09","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":"0","resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":null,"PeriodicalName":"Felsefe Dünyası","FirstCategoryId":"1085","ListUrlMain":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1288658","RegionNum":0,"RegionCategory":null,"ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":null,"EPubDate":"","PubModel":"","JCR":"","JCRName":"","Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
Abstract
David Hume Locke’un toplum sözleşmesi kuramının yaslandığı iki temel iddiayı eleştirir. İlk iddia Locke’un siyasal iktidar öncesi zamanı ifade eden doğa durumu kavramı hakkındadır. Hume göre tarihte böyle bir zaman olmamış ve böyle bir durum yaşanmamıştır. İkinci iddia ise Locke’un insanların siyasal iktidara katılmalarında rızanın esas olduğuna dair düşüncesidir. Hume’e göre insanların siyasal iktidara katılmalarında ve tabi olmalarında baskı ve işgal gibi başka nedenler vardır. Hume hem ‘doğa durumu’ hem de ‘rıza’ kavramının siyasi iktidarın varlığının doğru bir açıklamasını vermediğini düşünür. Hume Locke’un bahsi geçen iddialarının her ikisini de tarihten örnekler vererek yanlışlar. Bundan dolayı o Locke’un toplum sözleşmesi kuramını tarihsel olgulara dayanmayan spekülatif bir kuram olarak görür. Hume tarihte yaşanmış örneklere başvurarak siyasal iktidara katılımlarda her ne kadar işgal ve baskı gibi nedenlerin varlığına işaret etse de onun devamlılığını sağlayan esas unsurun fayda olduğunu düşünür. Hume fayda kavramını genelin ortak çıkarları olarak kullanır. Bu çalışmada Hume’un siyasi iktidarın ortaya çıkışı ve ona katılımla alakalı Locke’’un toplum sözleşmesine yönelik eleştirilerine rağmen, siyasi iktidarın var oluş gayesi söz konusu olduğunda Locke ile hem fikir olduğu gösterilecektir. Siyasi iktidarın var oluş gayesinin bilhassa mülkiyeti korumak olduğu hususunda her iki filozofta aynı kanaattedir. Hume için özel mülkiyet genelin ortak çıkarlarının temel bir bileşenidir ve devlet tarafından kişilerin özel mülkiyeti korunmalıdır. Bundan dolayı Hume Locke’un öne sürdüğü toplum sözleşmesi karşıtı bir siyaset felsefesi yapmaktan ziyade hem ona eleştirel duran hem de bazı konularda ona katılan bir filozoftur.